Buğdayın Yolculuğu

1
Buğdayın yolculuğu toprağa atılan minicik bir tohumla başlar. Çiftçilerin tarlaya ektiği bu tohumlar, kışın toprağın altında uykuya dalar.

2
Bahar geldiğinde güneş toprağı ısıtır. Tohumlar uyanır ve toprağın üzerine doğru küçük yeşil filizler çıkar. Toprağın, suyun ve güneşin desteğiyle de yavaş yavaş büyümeye başlarlar.

3
Filizler büyüdükçe uzun birer buğday bitkisine dönüşürler. Tarlalar yemyeşil bir halı gibi görünür. Buğdayların rüzgârda sallanan ince sapları vardır. Buğday başakları, bu sapların ucunda oluşur. Başakların içinde ise çok sayıda buğday tanesi bulunur.

4
Yaz güneşi kendini iyice hissettirdikçe buğdaylar olgunlaşır. Renkleri yeşilden sarıya döner. Buğday tarlaları da altın rengine bürünür. Bu görüntü, artık hasat zamanının geldiğinin işaretidir.

5
Çiftçiler buğdayları biçerdöver denen büyük makinelerle toplar. Bu makineler buğdayı keser, tanelerini saplarından ayırır ve kamyonlara doldurur. Toplanan buğdaylar daha sonra çuvallara doldurularak muhafaza edilmek üzere büyük silolara ya da un yapılmak için değirmenlere veya fabrikalara gönderilir.
Hemen tüketilmeyecek buğdaylar saklanmak için dev silolara gönderilir.


6
Buğday taneleri, değirmende ya da fabrikada öğütülüp un haline getirilir. Severek yediğimiz birçok yiyeceğin temel malzemesi olan un, beyaz ve yumuşacık bir tozdur.
7
Un; fırınlara, fabrikalara ve pastanelere gider. Fırınlarda ekmek yapımında, fabrikalarda makarna, bisküvi ve kek üretiminde, pastanelerde ise kek, börek ve pasta gibi ürünlerin yapımında kullanılır. Kısa süre içinde hepsi de sofralarımızdaki yerlerini alır.